“Ege Bölgesi’nde 6 Civarında Deprem Oluşabilir”

ege bolgesinde 6 civarinda deprem olusabilir “Ege Bölgesi’nde 6 Civarında Deprem Oluşabilir”

Jeoloji Mühendisleri Odası, Manisa’da meydana gelen 5.5 büyüklüğünde deprem sonrası bir açıklama yaparak, “Türkiye bir deprem ülkesidir. Ege’de yer alan kentler de deprem kentleridir” dedi.

Manisa’da 5.5 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından açıklama yapan Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Alim Murathan, geçmiş olsun dilekleri ile başladığı konuşmasında, “Meydana gelen deprem, gediz grabeninin Gölmarmara, Saruhanlı, Ozanca civarında KD-GB doğrultlu ikincil bir garaben fayına bağlı olarak geliştini ön görmekteyiz. Deprem sığ odaklı olması nedeni ile çok geniş bir bölgede hissedilmiştir. Şubemiz tarafından deprem yaratan fayların olduğu bölgede araştrma yapmak üzere bir çalışma grubu oluşturulmuş, bölgede yapaılacak incelemeler sınrası daha detaylı bir bilgi kamuyuyla paylaşılacaktır” dedi.

“6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLUŞABİLİR”
Bölgede tektonik yapısı nedeniyle oldukça karmaşık, deprem üretme potansiyeline sahip, irili ufaklı çok sayıda fay bulunduğunu hatırlatan Murathan, “Birçok fay birbiri ilede bağlantılı olup yakin fayları tetikleme ihtimali de söz konusu olabilir. Ancak ikincil bir graben fayına bağlı olarak gelişebilecek, bu bölgede başka oluşacak depremlerin büyüklüğünün 6 civarında olması beklenmekte olup, yıkıcı bir etkisi olacağı düşünülmemektedir” ifadelerine yer verdi.

“TÜRKİYE, BİR DEPREM ÜLKESİDİR”
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun altını çizen Murathan, “Ülkemizde 17 kent, 80’i aşkın ilçe, 500 ü aşkın köy-yerleşim yeri doğrudan aktif fayların üzerinde yer almaktadır. Ege Bölgesindeki kentler başta izmir ve manisa sürekli belirttiğimiz üzere tektonik bir kentler olup, birçok aktif fay kent yerleşim yeri içinden geçmektedir. İzmir ve Manisa kentlerini kapsayan Deprem master planı çalışmalarını deprem güvenliği ve bu kentlerde yaşayan 6 milyona yakın vatandaşın can ve mal güvenliği için yürütülen en önemli projelerden birisi olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

“YAPI DENETİM SİSTEMİ YETERSİZ”
“Ülkemizdeki depremlere karşı güvenli yapı oluşturmak için yürürlükte olan mevcut yapı denetim sisteminin son derece yetersiz, kamu denetiminden uzak ve güvenli olmadığını Manisa depremi vasıtasıyla bir kez daha hatırlatmak istiyoruz” diyen Murathan, açıklamasına şöyle devam etti:
“Gerek ülkemizde gerekse dünyada deprem etkisi altında mevcut binaların hasar görebilirliği; taşıyıcı sistem yapısının yetersizliği veya düzensizliği, yapıda kullanılan malzemenin niteliği ve yapının oturduğu zeminlerin jeoteknik özellikleri ile diri fay parametreleri gibi dört temel nedenden kaynaklandığı bilinmektedir.”

Murathan, afet güvenli bir yapı için gerekenleri şöyle sıraladı:
“-Yapı Denetim hizmeti kamusal bir görev ve sorumluluk olarak görülmeli, piyasa koşullarına göre şekillendirilmemelidir
-Yapı Denetim Sistemi arsanın imar parseline dönüştüğü aşamadan başlamak üzere “etüt-proje ile etüt- projeye uygun yapı üretim” süreçlerini denetleyecek bir sistematiğe kavuşturulmalıdır.
-Yapı üretimin temel basamağı olan “etüt-proje” süreçleri kapsamında, jeoloji mühendisleri tarafından üretilen “ jeolojik-jeoteknik etütler, sondaj ve laboratuvar” çalışmalarının yerinde denetimini esas alan ve bünyesinde jeoloji mühendisinin de yer aldığı yapı denetim kuruluşları veya yetkili idarelerce denetlenmelidir.
-Afet güvenli yapı üretim süreçlerinin, temel şartlarından biri olan jeoloji mühendisi ve jeoloji mühendisliği hizmetlerinin yapı denetim sistemi içinde yer alması için Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği ve Kanunu revize edilmelidir.
-Jeoloji Mühendisliği hizmet süreçlerini planlamak, uygulama süreçlerini yönlendirmek ve denetlemek için başta Belediyeler olmak üzere yerel yönetimlerde jeolojik-jeoteknik etüt (zemin etütleri) birimleri kurulmalı, bütün yerel yönetimlerde mutlaka jeoloji mühendisi istihdam edilerek yapılan çalışmaların uygunluğunun denetimi jeoloji mühendisleri eliyle yürütülmelidir.”

“DEPREM ÖNLENEMEZ AMA…”
Depremlerin önlenemeyeceğini, ancak afete dönüşmesinin engellenebileceğini ve zararlarının azaltılmasının mümkün olduğunu ifade eden Murathan, “Dili jeolojiyle yazılmış olan doğa ve doğa olaylarının ancak jeoloji mühendisleri eliyle çözümlenebileceği gerçeği temel alınarak, sağlıklı ve yaşanabilir bir çevrede güvenli bir barınma için yapı denetim süreçlerinde mutlaka jeoloji mühendislerinin yer alması gerektiğini ve yerel yönetimler ile yapı denetim kuruluşlarında jeoloji mühendisi istihdamının bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor ve önerilerimizin gerçekleştirilmesini talep ediyoruz. Yapı güvenliğinin denetim dışı olduğu ülkemizde, afet güvenli kaliteli bir yapı üretim ve denetiminin, jeoloji bilim ve uygulamalarının sürece dahil edilmesi ile başladığı unutulmamalıdır. Ülkemizde, jeolojik yapısı nedeniyle, her zaman yıkıcı depremlerin yaşanabileceği gerçeğinden hareketle, ranta ve kaderciliğe teslim edilmiş anlayışla değil; insana, akla, bilime ve mühendisliğe önem veren politik tercih ve uygulamalar ile başta deprem olmak üzere afetlere karşı daha güvenli bir hale gelecektir” dedi.

“TBMM’Yİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ”
Murathan, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Fay hatları ve zonları üzerinde yer alan yurttaşlarımızın can güvenliklerinin sağlanması amacıyla 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 2. Maddesinin 1. fıkrası;
Madde 2 – (Değişik: 2/7/1968- 1051/1 md.)
“Yapılacak özel jeolojik araştırmalar sonucunda aktif olduğu tespit edilen fay hattı veya zonları ile heyelan, kaya düşmesi, çığ, su baskını gibi doğa kaynaklı afetlere uğramış veya uğrayabilir alanlar üzerine herhangi bir yapı inşa edilemez. Tespit edilen bu alanlar 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu çerçevesinde imar planlarına işlenir. İmar planı bulunmayan kasaba ve köylerde harita ve krokilere işlenmek suretiyle afete maruz olabilecek alan olarak ilan edilir. Afete maruz alanlar, İçişleri Bakanın teklifi ile Cumhurbaşkanlığınca kararlaştırılır. Bu suretle tespit olunan alan sınırları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir”
Şeklinde değiştirilerek, fay zonları üzerindeki binalar kentsel dönüşüme tabii tutularak boşaltılmalıdır. Bu alanlara, insani kullanım amaçlı yapıların yapılması önlenmelidir. Kentsel dönüşüm uygulamalarına öncelikli bu alanlardan başlayarak, bugün yaşadığımız depremden kaynaklı yıkımlardan ve acılardan toplumun korunması sağlanmalıdır.” (BSHA)