Alanya Haber
Bunu konuşalım'ın konuğu Numan Kurtulmuş
 kurtulmuş tv8 de canlı yayında candaş tolga ışık’ ın hazırlayıp sunduğu “bunu konuşalım” programında sorularını yanıtladı. Candaş Tolga Işık'ın yönelttiği bazı sorular ve yanıtları ile Kurtulmuş’un değerlendirmelerinden önemli satırbaşları...
Hükümetin ekonomi tercihinin yanlış olduğunu ve tercihini küresel şirketlerden yana, zadegandan yana yaptığını söyleyen Genel Başkanımız Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Bitlis'te, Adıyaman'da ve Samsun'da Türkiye'nin birçok yerinde bizim insanlarımız Ahmetler, Mehmetler tütün üretemeyecek. Çünkü Philip Morris Efendi gelecek ve burada sigara satacak. Sonra da sen kalkıp, TEKEL işçisine laf söyleyeceksin. Bu nasıl iş" diye sordu.
Saadet Lideri Kurtulmuş, Bakan Şimşek ile Başbakan Erdoğan'ın tutumunu eleştirdi. Kurtulmuş, "Başbakan yetimleri bu kadar düşünüyorsa, tütün depolarında zaten üç kuruşa çalışan emekçi kardeşlerimiz hakkında konuşmayacak. Önümüzdeki sene 56.8 milyar faizciye verilecek paranın hesabını yapacak. Maliye Bakanı, 'biz bunlara merhamet ettik' diyor. El insaf! Kuldan utanmıyorsanız, Allah'tan korkun" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, TV8'de Candaş Tolga Işık'ın "Bunu Konuşalım" programının konuğuydu.
Saadet Partisi'nin ortaya koyduğu çözüm önerileri ile toplumun bütün kesimlerinin takdirini kazandığını dile getiren Kurtulmuş, Saadet Partisi'nin her geçen gün yükseldiğini dile getirerek, "Biz kendi açımızdan bardağın her geçen gün biraz daha dolduğunu görüyoruz. Gerginlik siyaseti değil uzlaşı siyasetini savunuyoruz. Bu güne kadar ana muhalefet gibi davranıyorduk, bugünden itibaren iktidar partisi gibi çalışmaya başladık. Ülkenin sorunlarını belirleyip çözüm önerilerimizi sunuyor, programlarımızı hazırlıyoruz. Dış politika konferansı ve Farklı Çözüm: Ekonomi konferansı bunun bir örneğidir" dedi.
Türkiye dışa bağımlı hale getirildi
2000 yılında uygulamaya konulan ve AK Parti hükümeti tarafından sürdürülen bu protokolle birilikte Türkiye'nin bütünüyle dışa bağımlı hale getirildiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu 5 maddelik bir programdı. Bunun birinci maddesi, Türkiye tarımının engellenmesini öngörüyordu ve bunu da 'tarımı ıslah ediyoruz' adı altında yaptılar. Çok tipik ürünlerden biri tütün diğeri de şekerpancarıdır. 1999 yılından bu yana tütünde kotalar var. Bitlis'te, Adıyaman'da ve Samsun'da Türkiye'nin birçok yerinde bizim insanlarımız Ahmetler, Mehmetler tütün üretmiyor. Neden üretmiyor? Çünkü Philip Morris Efendi gelecek ve burada sigara satacak diye. ABD'deki George'lar Micheller üretecekler ve bizi pazar olarak kullanıp burada tütünlerini satacaklar diye" ifadelerini kullandı.
El insaf! Allah'tan korkun
Türkiye'de 2000 yılında tütünle ilgilenen insan sayısının 600 bin kişiye, 2009'un sonunda 190 bin kişiye düştüğünü belirten ve sayının 2010'un sonunda 90 bin kişiye düşeceğine işaret eden Kurtulmuş, "Bizim Tekel fabrikalarımız neden kapanıyor neden biz tütün üretemiyoruz. Türkiye'nin varlığı olan Tekel'i kaldırıyorsunuz ve onların yerine 4 tane yabancı şirketi getirip koyuyorsunuz. Tütün işleten 100 tesisimizin 50'si kapanmış. Bu sene içinde diğerleri de kapanacak. Yabancılardan aldığınız 1.5 liralık tütün vergisini kaldırıyorsunuz niçin onların tütünü buraya gelsin diye. Bunun karşılığında burada tütün üreten ve 1400 lira alan insanımıza bu maaşı çok göreceksiniz ve maaşını 700 liraya indirmeye çalışacaksınız. Ayrıca istihdam güvencesi vermeyeceksiniz 10 ay çalıştırıp 2 ay dinlendireceksiniz sonra tekrar işe alacaksınız. Bu kabul edilebilir bir durum değildir" dedi.
Hükümet tercihini rantiyeden yana yaptı
Hükümetin daha baştan tercihini küresel güçlerden ve rantiyeciden yana yaptığını söyleyen Kurtulmuş, "Böyle bir tavır koyduğunuz zaman, tabi ki, şekerpancarını ve tütünü ektirmeyeceksiniz. Ama bari bunları yaparken, milletle de dalga geçmeyin. Eğer Başbakan yetimleri bu kadar düşünüyorsa, tütün depolarında zaten üç kuruşa çalışan emekçi kardeşlerimiz hakkında konuşmayacak. Önce önümüzdeki sene 56.8 katrilyon faizciye verilecek paranın hesabını yapacak ve bunu düşünecek. Sır sonra Tekel işçisine gelecek. Maliye Bakanının söylediklerini duyduğum zaman o kadar şaşardım ki, 'biz bunlara merhamet ettik' diyor. El insaf! Kuldan utanmıyorsanız, Allah'tan korkun. Cargill'i meclisten 2 saat içinde geçiren bu hükümet, nasıl olur da 2 aydır Ankara'nın göbeğinde eylem yapan bu işçilerin çığlıklarını duymaz" diye konuştu.
İtfaiyeci işçilerde zor durumda
Sadece Tekel işçilerini değil, İstanbul'da eylem yapan İtfaiye işçilerinin de oldukça zor durumda olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Biz iki yıldır, belediye şirketleri satılacak diyorduk. Ama bunu söylerken, İGDAŞ, İDO ve İSKİ gibi şirketleri kastediyorduk. Bize 10 yıl önce itfaiyenin özelleştirileceği söylense, bunan inanmazdık. Adamlar can pahasına kendilerini yangının içine atacaklar, sen o adamlara kıdem olmasın diye 10 ay çalıştırıp sonra işten atacaksın. Tekel işçileri ile ilgili Ankara'daki polis arkadaşlara, "bu Tekel işçisi arkadaşlara biber gazı sıkmayın. Bu hükümet tercihini küresel sermayeden yapmış bir hükümet. Bir gün siz de onlar gibi olabilirsiniz" dedim. Dolayısıyla bu bir tercihtir ve bu tercihte halk yok, insani erdem yok, sosyal politika yok" şeklinde konuştu.
Darbe iddialarına sonuna kadar gidilmeli
Gündemdeki darbe iddialarını değerlendiren Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, darbe girişiminde bulunan ya da niyet eden birileri varsa bunlardan mutlak hesap sorulması gerektiğine işaret ederek, "Ortaya çıkan iddialar bu konuda yargı yolunun açılması gerektiğini tekrar göstermiştir. Türkiye artık 'darbe var mı yok mu' soruları ile vakit kaybetmemelidir. Parlamento üzerine düşeni yapmalıdır. Bu tek partinin sorumluluğu değil, parlamentodaki tüm partiler bundan sorumludur" dedi. "Türkiye'nin iç politikaya müdahale etmeyen güçlü bir orduya, milli iradenin üstün kılındığı bir parlamentoya, üzerine düşen görevleri tıkır tıkır yürüten bir hükümete, adil ve süratli bir yargıya ihtiyacı vardır" diyen Kurtulmuş, "Gücü eline geçiren diğerinin üstünde hâkimiyet kurmaya çalışmamalı. Herkes milletin emrinde çalışmalıdır" dedi.
AK Parti sivil anayasa fırsatını kaçırıyor
Türkiye'nin yeni, sivil, katılımcı ve tam demokratik bir Anayasa'ya ihtiyacı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Bugüne kadar tüm Anayasalarımız ya ABD'nin gölgesinde ya da askerin emriyle yapılmış anayasalardır.
Yeni ve sivil bir anayasa milletin seçtiği 200 kişilik bir kurucu meclisle millet iradesini yansıtacak şekilde hazırlanmalıdır. Partilerin anayasaları olmaz, anayasa teklifleri olabilir. Halk AK Parti'ye 22 Temmuz'da 367 engeline takılmayacak şekilde kredi verdi. AK Parti'nin üzerine düşen de kendisine verilen krediyi kullanmaktı. fakat AK Parti -mış gibi yapmaktan öteye geçemedi. Anayasanın metinlerini değiştirerek sorunu çözmek mümkün değildir. Anayasa'nın ruhu değiştirilmeli. Bizim de desteklediğimiz üniversitelerde başörtü engeline ilişkin iyileştirme çabasında da, askere sivil yargı yolu açılması konusunda da bunu görmüş olduk. Siyasi Partiler yasası ve Seçim yasası ile seçim sistemi de değiştirilmelidir. Partilerin kendi projelerini üretecekleri 150 vekil haricinde diğer 400 vekil dar bölge tek milletvekilliği sistemiyle seçilmeli. Bu sayede kendi bölgesini temsil eden vekili tanımayan bir halk değil milli iradenin gerçekten temsil edildiği bir parlamentomuz olmuş olacak. Eskiden tek parti tek liste vardı, şimdi çok parti tek liste var. Bu sistem ile milli irade gerçek anlamda temsil edilmiş olacak"
Herkese adalet, herkese refah, herkese özgürlük
Kurtulmuş, "Saadet Partisi eşittir Müslümanlık demek öncelikle Müslümanlara verilecek en büyük zarardır. Benim verdiğim sözlerden ilki bu topraklar üzerinde yaşayan herkese herhangi bir ayrım yapmadan adalet, özgürlük ve refah sağlayacağım şeklindedir. Biz antiemperyalistiz, gayrimüslim düşmanı değiliz.
Hatta teşkilatlarımızda ister gayrimüslim ister farklı bir inançtan görünüşten olsun birçok arkadaşımız bize gelip katkıda bulunmak istediklerini de söylemişlerdir. Bilge Köyü katliamının ardından net bir şekilde ifade ettiğimiz, seri katiller için idamın yeniden getirilmesi konusudur. Bu konuda kamuoyu da ortak bir tavır sergilemektedir. Zina, aile yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Aile yapısının korunması için evliliklerde zina suç olarak sayılmalıdır.
İşçileri sonuna kadar destekliyoruz
Tekel işçilerinin yaptığı eylemleri desteklediklerini söyleyen Kurtulmuş, TEKEL meselesinin ibretlik bir olay olduğunu belirterek, "TEKEL konusunda uygulanan politikalar nasıl dışa bağımlı olunur konusunda ders olarak işlenebilir. Biz onların yanındayız ve yanlarında olamaya da devam edeceğiz. Kendilerine desteğimizi belirtmek için onları ziyaret ettik, onlar da bizi ziyaret etti. Bence asıl sorulması ve cevabı verilmesi gereken soru şudur: Niçin TEKEL işçileri böyle bir direnişle karşı karşıya niçin Türkiye TEKEL fabrikalarını kapatmak durumunda kaldı? Hafızalarımızı biraz geriye götürelim, 1999 yılının sonunda imzalanan ve 2000 yılının başında uygulamaya konulan IMF protokolü Türkiye-Ekonomi politiğinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Benim açımdan bu tarih en az 1960 ve ihtilali kadar önemlidir" dedi.
Haber Okunma:468 Haberi Ekleyen:mustafa Çakar Haber Tarihi:2010-02-04 03:56:43
Haber Etiketleri:
Bunu konuşalım'ın konuğu Numan Kurtulmuş bülteni . | Bunu konuşalım'ın konuğu Numan Kurtulmuş haberi . | Bunu konuşalım'ın konuğu Numan Kurtulmuş Haberleri . |
|