Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU Biyografisi


TARLA NEMLİ OLMADAN TOHUM YEŞERMEZ!

Bilgi dolaşımını serbest bırakarak, her kafadan bir sesin çıkmasına kasıtlı imkân veren yeni tekno-medyatik düzen, sözlerin bir bilinç ve idrak filtresinden geçmesine mâni oluyor. Zira resmin bütününde serbest bilgi dolaşımından koşulsuzca faydalanan “herkes, her şeyi bildiğini sandığı için” her aklına geleni söyleyebiliyor, anında dolaşıma sokabiliyor. Bu nedenle olsa gerek ki; ama ferdi ama toplumsal yazık […]

DÜZ MANTIK

Temel`in en samimi arkadaşı olan İdris, uzun süredir artık kahveye uğramaz olur. Bu duruma fena halde bozulan Temel, bir süre sonra İdris’i evinde ziyarete gider. İdris, evde sürekli kalın kalın kitaplar okumaktadır. Temel heyecanla sorar; `Ula uşağum bu merak da nerden çıkti daa! ` İdris, hiç oralı olmadan okumaya devam ederek `benim artık kahve köşelerinde […]

ORTAK AKIL ZORUNLULUĞU

Yer Bedir kuyuları. Bundan 1500 küsur yıl öncesi. Müşriklerin hazırladıkları orduya karşılık savunma konumuna geçen Alemlere rahmet olan ve sahabe Bedir Kuyuları’nın etrafında karargâh kurmuşlar. Henüz otuzlu yaşlarda olan Hubab bin Munzir (ra.) adında bir sahabe Alemlere rahmet olanın çadırına izin isteyerek giriyor ve “bizi bu kuyuların etrafında toplayan emir vahye mi aittir, yoksa senin fikrin […]

/

KAVURMA ŞENLİĞİ

Youtube linki: http://https://www.youtube.com/watch?v=BmeKugNkof0 Malum Kurban Bayramı ve bayramla birlikte özellikle son yıllarda yoğunlaşan manasız bir “kurban” tartışması; “Dinde kurban kesmek var mıdır, yok mudur?” Toplum -hep olduğu gibi- ikiye ayrılıyor bu tartışmayla. Bir tarafta mutlaka bir hayvan kesilmesi gerektiğini savunanlar, diğer tarafta ise bunun bir hayvan katliamı olduğunu iddia edenler. Ama işin ilginç tarafı, her […]

/

KRİPTO İLİŞKİLER

  Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı “Arap Şükrü” olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!” Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye! Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. Kadı; “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca […]

VARLIK İMTİHANINI KAYBETTİK!

Tarih ve güncel şahittir ki artık her kesime, her gruba, her düşünceye ve dahi her kuruma kene gibi yapışmış ahlaki zaaflarımız toplumu çürütüyor. Çünkü bu zaaflar gücü,parayı ve otoriteyi pompalıyarak hakkın gücünü değil, gücün hakkını önceliyor. Ama bu imitasyon güç sevdası ile semiren zihinler, sadece geçici dünya nimetini ve bu nimetlerin vazettiği malı,mülkü,parayı,makamı, şöhreti canına […]

/

ÇİRKİNDEN SÖZ EDEREK GÜZELLEŞEMEZSİNİZ

Yaşlı bir adam, sabah erken evinden çıkmış, yolda kendi halinde ilerlerken acele eden bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Adamın düştüğünü görenler yaşlı amcayı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, önce pansuman yapmışlar yaşlı amcaya. Biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini de eklemişler. Ama yaşlı […]

/

HÜZNÜMÜZÜN BAŞKENTİ

Bir zamanlar Bağdat’ta ünlü bir marangoz varmış. Ömrünün ahir zamanında epeyce bir zaman ayırarak sedef kakmalı ceviz ağacından çok güzel bir minber oymuş. O kadar çok emek vermiş ki minbere her gören onun güzelliğiyle büyüleniyormuş. Bu “yürek teri” minberin nâmı almış yürümüş. Öyle ki Bağdat’a her gelen, marangoza gidip ‘şu minberi bize sat, falanca camiye […]

/

GÖSTERİ ÇAĞI

  Benim için ayrı bir ilgi alanı olan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)’nun yayımladığı verilere bazen saatler ayıran deli bir tarafım var. Gayem; bir anlamda içinde yaşadığım ve aynı çağın göğsünden birlikte süt emdiğim insanları tanımak olsa da toplumun bir ferdi olarak belki de gidişatımızın karekodlarını okuyabilmek gayesini güdüyorum bir anlamda. Dün ise hayret ettiren bir […]

ORUCU “NE” ORUÇ KILAR?

Hayat hiç ara vermeden devam ediyor ve zaman belirlenmiş bir ecele doğru hızlı bir şekilde akıyor. Bu akış içinde bizi bir kez daha rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı, 11 aylık dünya telaşına verilen bir ara olarak okuduğum ve bu okumaya istinaden içsel yolculukla yavaşlayıp daha çok içime döndüğüm; paylaşılacak bir şeyim yoksa gülümsememi, selamımı, gözyaşımı ve […]

/

SABAHIN SAHİBİ VAR!

Meşhur hikayedir belki de asırlardan beri rivayet edilip günümüze kadar gelen; Vaktin birinde bir kral, şehirde gezerken gördüğü genç bir kadından çok etkilenir. Maiyetindekilere emirler yağdırarak kadın hakkında bilgi toplatılmasını ister ve bir süre sonra gelen haberciler kadının ülkenin en bilinen, en sevilen demircisinin karısı olduğunu bildirir. Kadını unutmak istese de aklından atamadığı gibi arzusu […]

/

BUGÜNE KADAR NE YAZABİLDİNİZ?

Genç bir adam ünlü filozof Sokrates’e gelerek; “Bilgi kazanmak ve bilge biri olmak için yüzlerce km yol yürüyerek sana geldim, bana bilgi verir misin?” diye sorar. Sokrates; “gel beni izle” der ve bu gençle birlikte sahile doğru yürürler. Su bellerine gelinceye kadar suyun içinde yürümeye devam ederler. Sonra Sokrates genç adamı yakalar ve başını suyun dibine batırır; adamın bütün […]

/

KENDİNİZE UĞRAMADAN GİTMEYİN BU DÜNYADAN

KENDİNİZE UĞRAMADAN GİTMEYİN BU DÜNYADAN Sözün frenlerinin boşaldığı keder verici zamanları yaşıyoruz aynı çağın göğsünden süt emen insanlar olarak. Hemen herkesi içine çeken bu felaket aslında sözlerle ateşini harladığımız devasa bir yangın olarak hepimizi yakıyor ama ağzımızdan çıkacak herhangi bir sözü herkese duyurmazsak dünya eksik kalır sanıyoruz. Oysa ki, konuşarak anlamı çoğaltmıyor aksine anlamsızlığı büyütüyoruz. […]

/

SAĞIRA SÖZÜNÜ KÖRE YÜZÜNÜ SÜSLEME YORULURSUN!

Adamın biri gitmiş Nasreddin Hoca’ya “Yahu hocam bizim ev pek dar, sığamıyoruz bir türlü, ama büyük eve de paramız yetmiyor, ne yapayım?” diye sormuş. Hoca bu abuk soru karşısında ne desin, kafasını karıştırmış biraz, düşünür gibi yapmış sonra da “Senin tavukların vardı değil mi?” diye sormuş. Adam “var” deyince “İyi o zaman, şimdi onları da […]

/

BİZİM HİKÂYEMİZ

Zamanın birinde henüz yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını düşünmeye başlamışlardı. Aslında severek evlenmişlerdi ve birbirlerini seviyorlardı ancak son zamanlarda küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyor da artıyordu. Üstelik ilk başlarda hemen her gün fısıldanan ve ruhlarına […]

/

DERDİNDEN KAÇANIN DERMANI OLUR MU?

DERDİNDEN KAÇANIN DERMANI OLUR MU? Söyleşilerimden biri idi sanırım farkındalığı yakalayabilmiş bir genç sormuştu; “Hocam bir avuç sahabe nasıl oldu başardı da biz bugün yaklaşık iki milyar insan başaramıyoruz?” Akabinde de başka bir genç merakla atılmıştı; “Hocam neden biz insanlığın atası iken bugün her şeyi geriden takip eder hale geldik sizce” diye. Her iki gence […]

/

KİŞİSEL VİTRİNLERİMİZ

Bir gün birbirini hiç tanımayan ama mecburen bir arada olmaları gereken altı insanın yolu bir yerde kesişti ve hep birlikte uzun ama tehlikeli bir yolculuğa çıktılar. Ayazın iliklerini dondurduğu bu yolculuk sırasında hava kararmak üzereyken bindikleri araç arızalandı ve kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde yolda kaldılar. Kısa sürede etraftan topladıkları çalı çırpı ile büyük […]

/