TCMB sıkı politika ve rezerv yönetimi konusunda güven verdi

Başkan Sn. Naci Ağbal, kamuoyunun merak ettiği konularla alakalı olarak Merkez Bankası’nın ekol değişikliğini yansıtan açıklamalar yaptı. Bu çerçevede, enflasyon risklerinin göz önüne alındığı bir ekonomi ortamında politikaların yeterli sıkılıkta olacağını ve rezervlerin desteklenmesi konusunda ciddi çalışmaların yapılacağını görüyoruz.

Enflasyon üzerinde zayıf TRY, emtia fiyatlarının etkisi ve mevsimsel/iklimsel etkiler çerçevesinde artış baskısı ön planda. Son gerçekleşmeler enflasyonun yukarı yönlü trendini belirginleştirdi. Aynı zamanda TRY seviyeleri, enflasyonda yapışkanlık etkisi ve ÜFE’de hissedilen maliyet artışı etkisi bu enflasyonist baskının yakın aylarda devam edeceğini gösteriyor. Bu ortamda, 2021 yılında politikaların yeterli sıkılıkta tutulması, gerekirse ilave sıkılaşmaya gidilecek olması ve enflasyonun düşüşünün belirginleştiği yönünde ciddi göstergeler elde edilene kadar politikaların bu şekilde devam ettirileceğinin belirtilmesi önemli bir yönlendirme oldu. Merkez Bankası’nın bu konuda ileriye dönük rehberlik anlamında güven yüklemesi yaptığını söyleyebiliriz.

Ortodoks para politikalarına bağlılık konusu da önemlidir. Ağbal, göreve geldikten sonraki ilk PPK’da fonlama oranını oluşturan değişik enstrüman ve kanalların oluşturduğu karmaşıklığa son verdi. Tek bir politika faizi uygulamasına geçildi. Bu oran da o dönemdeki dengeler çerçevesinde %15 olarak belirlendi. Aslında, pratikte yapılan bir sıkılaşma değildi; çünkü geçerli olan faiz oranı zaten dolaylı politikalarla hemen hemen o seviyelere getirilmişti. Enflasyon görünümü ve trendi, şu anki faiz seviyelerinin yeterli olmadığı bir noktaya gidecekse o zaman Merkez Bankası’nın da ilave sıkılaşma yapma anlamında politika tepkisini vermesi gerekmektedir. Bu çerçevede, oluşturulan farklı yaklaşım enflasyonun hedeflenen düşük seviyelere indirilmesi güçlü ve proaktif politikalar uygulanmasını gerektirmektedir. Biz, 24 Aralık’ta Merkez Bankası’nın 200 baz puan faiz artırımına gitmesini ve yılın ilk yarısında finansal koşulları alabildiğine sıkı tutmasını bekleriz.

Rezervlerin artırılması ile alakalı yönlendirme de önemliydi. Merkez Bankası’nın bu noktada nasıl bir yol haritası izleyeceği yakın dönemde şekillenecek görünüyor. Önemli olan nokta şu; Merkez Bankası kur seviyesini belirlemek veya kurun yönünü belirlemek amaçlı alım veya satım yapmayacak. Bir başka deyişle, serbest piyasa işleyişine müdahale edilmeyecek, faiz artırmamak için rezervlerden satış olmayacak ve dövizin arz ve talep ile denge bulan görünümünü bozacak piyasa aksiyonlarından kaçınılacak. Merkez Bankası, ancak ekonomik temellerden kopuk aşırı dalgalanmalarda devreye girme hakkını saklı tutuyor. Döviz alım ihaleleri için, piyasada döviz arzının talebi belirgin şekilde aşması bekleniyor. İlerleyen dönemde sermaye girişleri hızlandığında ve mevduat de-dolarizasyonunu gördüğümüzde Merkez Bankası’nın rezervleri güçlendirme anlamında direkt döviz alımı yapmak için daha rahat bir hareket alanı olacaktır. 2021’de yaklaşık 21 milyar dolar olarak görülen reeskont kredisi geri ödemelerinin pozitif rezerv etkisi bekleniyor.

Merkez Bankası, ekonomistlerle ve ekonomi paydaşlarıyla daha fazla bir araya geleceğini, rezerv yönetimi ve TCMB piyasa işlemleri ile alakalı (APİ, swap vs.) daha sık frekanslı veriler yayınlayacağını ve yan enstrümanları amacı doğrultusunda kullanacağını da belirtiyor. ZK gibi likidite yönetimi enstrümanları etkin olarak kullanılacakken, eskiden olduğu gibi geç likidite penceresi veya faiz koridorunun ana politika oranı gibi kullanılmayacağını görüyoruz. Fonlamanın tek bir geçerli politika oranı üzerinden gerçekleşmeye devam edilecek olması, Ortodoks ve basit uygulamalı para politikalarına bağlılık açısından önemli. Yeni dönemde iletişimi güçlü, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik vadeden, kararlı ve planına bağlı bir Merkez Bankası görüyoruz.

Kaynak Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

Haber Editör
| [email protected] | Website | + Diğer Haberler