40 Yaş Üzeri Kadınlar Bu Kontrolü İhmal Etmeyin

Prof. Dr. Güner Sönmez, “Sanılanın aksine düşük yapmak, kafein alımı, silikon meme protezleri, saç boyatmak ve kırmızı et tüketimi gibi faktörler meme kanseri riskini etkilemez” diyor.Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden...

Yayınlanma:
40 Yaş Üzeri Kadınlar Bu Kontrolü İhmal Etmeyin

Prof. Dr. Güner Sönmez, “Sanılanın aksine düşük yapmak, kafein alımı, silikon meme protezleri, saç boyatmak ve kırmızı et tüketimi gibi faktörler meme kanseri riskini etkilemez” diyor.

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde, erken tanı ve tedavi tıpkı diğer kanser türlerinde olduğu gibi hayat kurtarıyor. Bu nedenle meme kanseri belirtilerini bilmenin, düzenli muayene ve takibin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Güner Sönmez, “Meme kanseri riskinizi öğrenmek için doktorunuzla birlikte aile öyküsü ve kişisel risk faktörlerinin değerlendirilmesi şart. Düzenli olarak meme muayenesi yapmanız küçük de olsa değişiklikleri fark etmenizi sağlayarak erken tanıya imkan verir. Muayeneyle meme veya koltuk altında ele gelen sertlikler, şişlikler meme kanseri bulgusu olabilir” diyor.

Memede akıntı varsa dikkat!

Meme kanserinin en önemli belirtileri arasında meme başında, meme derisinde ve meme şeklindeki değişiklikler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Güner Sönmez, bu belirtileri şöyle açıklıyor: “Meme başında çekilme, kızarıklık ve enfeksiyon bulguları varsa, meme başından akıntı geliyorsa ve bu akıntı özellikle koyu kahverengi-siyah renkte, kanlı ise riskten söz edilebilir. Meme derisinde kalınlaşma, portakal kabuğu görünümü, çekintiler ve kızarıklık, meme şeklinde bir yaştan sonra gelişen belirgin asimetri ve deformasyonlar da yine meme kanseri belirtilerindendir. Ağrı da her zaman olmamakla birlikte meme kanseri belirtisi sayılabilir. Bu değişikliklerden biri ya da birkaçı varsa acilen bir doktora danışmanız gerekir.”

Düşük yapmak, saç boyatmak meme kanseri riskini etkilemez

40 yaşın üzerindeki kadınların düzenli olarak yılda bir kez mamografi çektirmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Güner Sönmez, aile öyküsünde meme kanseri varsa ya da hastanın şikayetlerine göre bu yaşın bazen öne çekilebildiğini belirtiyor. Mamografinin endişe edildiği kadar radyasyon alımına neden olmayacağını ve kişiye zarar vermeyeceğini hatırlatan Prof. Dr. Sönmez, sözlerini şöyle sürdürüyor: “20 yaştan itibaren (20-40 yaş arası) ise meme değerlendirme yöntemi yılda bir muayene ve ultrasondur. Görüntüleme yöntemlerinde şüpheli bir kitle saptanırsa; ultrason veya mamografi rehberliğinde lokal anesteziyle biyopsi yapılır. Sanılanın aksine düşük yapmak, kafein alımı, silikon meme protezleri, saç boyatmak ve kırmızı et tüketimi gibi faktörler meme kanseri riskini etkilemez. Erken adet görmek (12 yaşından önce), geç menopoza girmek, hareketsiz yaşam, ileri yaş, hiç doğum yapmamış olmak ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapmak, obezite, alkol ve sigara kullanımı meme kanseri riskini arttırır. Bu nedenle düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak meme kanseri riskini azaltır.” Prof. Dr. Güner Sönmez, “Bağışıklık sistemini harekete geçirmeyi hedefleyen ilaçlar, akıllı ilaçlar ve yeni ameliyat protokollerini bunlar arasında sayabiliriz” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Keşfet